ebruphto2

Ebru Tarım Dilekcan

Access Eğitmeni
HAKKIMDA | TÜM YAZILAR
Ya Bu sadece Benim değil Hepimizin Yolculuğu ise!?

Ya Bu sadece Benim değil Hepimizin Yolculuğu ise!?

PAYLAŞ
Ayşe Ebru Tarım Dilekcan

Benden yazı yazmam isteniyor ve ben bir yolunu bulup her çıkan fırsata sanki bir şekilde ayak diretiyorum… Bunları yazmak bile şu an bana komik geliyor… Neden mi? Yazmayı, paylaşmayı bu kadar çok seven bir kişinin yapacağı birşey değil de bu ondan…

Söylenebilecek, paylaşılabilecek ve katkı olacağını bildiğim, yaşadığım o kadar çok şey var ki, nerden başlayacağımı bilmek, samimiyetle itiraf ediyorum o kadar da kolay gelmiyor… Yazmamak için çok direndiğim bir dönemde her yerden “yaz Ebru yaz” diye mesajlar gelirken, “benim bu kadar direnmemin sebebi nedir?” diye sorunca, yüreğime düşen ilk şey “Kendim OLmayı seçmemek” oldu. Bunun yazmakla ne ilgisi var derseniz, ilgisi var… Hem de çok… Ben yazarken yüreğimin derinliklerinden kopanı, bir bakış açısı olmaksızın geldiği gibi yazmayı seçiyorum ve o da bazen aynen konuşmayı ve “OL” mayı seçtiğimde başıma gelenler gibi yanlış anlaşılabiliyorum… Neden mi? Çünkü hepimiz birbirimizi kendi bakış açılarımızın filtresinden dinliyoruz… ve de bakış açılarımız, her türlü ayrım, red, yargı, karar, sonuç, beklenti ve projeksiyonlarımızın kaynağı. Sizin de başınıza gelmiştir “yaaaaa ben ne söylüyorum, o ne anlıyor…” ya da “ben bunu yaparken hiç böyle düşünmedim ki, sen aldın başını götürdün konuyu bambaşka bir yere! ” gibi hepimizin söylendiği dönemler olmuştur. Belki de buydu benim çekincem. Ya yazdıklarım, anlatmak istediklerim farklı anlaşılırsa endişesi varmış sanırım içimde… O yüzden baştan söyleyeceğim, aslında bu yazının sadece ve sadece tek bir hedefi var, size; gerçekten eğer ben yapabiliyorsam, siz de yapabilirsiniz mesajını vermek… Yalnız değilsiniz… Ve hiç bir zaman da olmadınız…

Access Consciousness, bundan 5 sene önce, oldukça zor geçen bir dönemde hayatıma girdi. Tam da bende ne yanlış var, ben neden bu kadar mutsuz ve stresliyim deyip kendimi yargılayıp, pek çok şeye küsüp, var oluşumu sorgulayıp, gittikçe bir çıkmaza girdiğim bir dönemde, ışık hızıyla girdi hayatıma, resimde gördüğünüz sevgili Gary Douglas (Access Consciousness’ın kurucusu) ve sevgili Dr. Dain Heer (Access Consciousness’ın birlikte yaratıcısı). Onlardan aldığım her eğitim, benim için sanki çok susamış bir insanın birlik, bilinç, farkındalık okyanusundan kana kana içtiği bir dönemdi. Hiç durmadım 5 senedir, dünyanın dört bir yanında onlarlaydım, her çeşit eğitimlerine, seminerlerine katılıp, özel seanslar aldım. Bir süre sonra da bu iki güzel varlığın tercümanları oldum. Ne tercümanlık eğitimi almışlığım vardır, ne de tercümanlık kapasitem olduğunu bilirdim… Üstüne üstlük tercüme yapmaktan da pek hoşlanmadığımı düşünürdüm… Gülüyorum şimdi halime, neden mi? Çünkü çok hızlı konuşan iki Amerikalıyı günlerce durmadan simultane tercüme edebilecek bir kapasite varmış meğer bende…

Bunları neden anlatıyorum çünkü yaptığım tek şey, hayatıma tümüyle Access Consciousness’ın araçlarını almak, onları her gün, her an yaşamımda kullanmak oldu. Tercüme yaparken bile… Haaa! bu arada küçük bir ayrıntı, bir de değişmeyi seçtim ben! Neye benzeyeceğini bilmeden, sorgulamadan, korkmadan, merakla yol aldım… Nereye gidiyorum, ne olacak, bunun sonu nedir diye hiç endişelenmedim… Gönüllü oldum pek çok insanın hayatımdan çıkıp gitmesine, hiç yalnız hissetmedim kendimi, biliyordum çünkü daha güzele, gerçeğe doğru bir yolculuk içinde olduğumu… Gönüllü oldum yargılanmaya… İzin verdim insanların bana “Takıldın iki Amerikalının peşine dünyanın parasını döküyorsun onlara, yetmedi mi aldığın eğitimler, nereye kadar, ailen, çocuğun, vurdumduymaz bir şey oldun sen, çok değiştin” demelerine…Onların göremediklerini gördüm ben kendimde, sevdim o yeni beni, sevdim değişmeyi, tanımlanamamayı, yaşama sevincimi yeniden bulmayı ve sevdim hayatıma bu yolculukta yeni giren herkesi ve herşeyi… Bu yaştan sonra kalıcı dostluklar kurulmazın, ne kadar boş bir söz olduğunu keşfettim…

Aslında ne kadar çok değişime açık olduğumu anladım, bildiklerimi bir kenara bırakıp, hatta pek çoğunu unutup, onlara tutunmadan yerine yenilerini koymaya açık oldum, bildim bana hizmet etmeyen şeylerin hayatımdan çıkma zamanının geldiğini… Seçtim bana açılan pek çok kapıdan geçmeyi ve de sevdim ben, kendimi alıp kabul etmeyi, yargılamamayı ve de farklılığın farkına varıp, ‘herkes benim gibi’ ilizyonundan çıkmayı…

Bu arada bir tomar sözü de hayatımdan çıkarttım attım ben… Neden mi? Onların bana hiç de hizmet etmediğini gördüm… Mesela ‘zor’ kelimesi yok artık benim hayatımda… ve benim yanımda bu sözü kullanan kişileri de ‘ilginç bakış açısı’ diye dinliyorum. Neden mi? Çünkü ‘zor’ dediğim an zoru yarattığımın bilincine vardım, yaratım gücümü aldım kabul ettim. Bakış açılarımdan kurtulmayı seçtim. Öğrendim bakış açılarımın kendi realitemi yarattığını. ‘Bakış açını değiştir, realiten değişsin’in nasıl güçlü bir anahtar olduğunu anladım. Bundan sonra ağzımdan çıkan her lafa, kafamdan geçen her düşünceye dikkat ettim. Daha da önemlisi sorunun gücünü keşfedip cümlelerimi soruya çevirmeyi seçtim…Kapasitelerimi bilinci, birliği yaymak, benim gibi arayış içinde olan insanlara ulaşmak için kullanmaya niyet ettim…Yolculuğum her geçen gün daha keyifli daha kolay ve daha eğlenceli geçiyor. Gerçekten ‘Başka Neler Mümkün?’ Access in en güçlü araçlarından biri olan bu soruyu her gün sormayı seçtim.

Sizlere tüm samimiyetimle itirafım; 46 yaşında, evli ve 8 yaşında bir evladı olan ve son 15 senesini yurt dışında yaşamayı seçmiş bir birey olarak, 5 senedir Acces’le olan yolculuğumun beni şu an için getirdiği nokta; hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu, huzurlu, neşeli ve varoluş amacımın farkında olduğum bir yerdeyim… Huzurum içerden geliyor… Kimseye odaklı değil… Bu tarifi pek de mümkün olmayan birşey bence… Yaşayarak anlamak en güzeli… Seçen herkesin bunu yaşaması için Neler Mümkün? Diyorum.

Ve gene bir itiraf; ben sadece Access Consciousness’ın araçlarını aldım hayatıma bu 5 senede… Her gün yarattığım mucizeler var… Şükranla doluyum hayatımda olup biten herşeye ve hayatımdaki herkese, extra şükran doluyum hayatıma yeni girenlere… Access’in “Bundan daha iyi nasıl olur?” sorusu da buraya pek yakıştı bence…

Ne dersiniz? Hayatınızda çözemediğiniz, değiştiremediğiniz herhangi bir alana artık daha yakından bakıp onu değiştirmeyi seçmenin zamanı gelmiş olabilir mi?  Bunun için Access Consciousness’ın araçları size nasıl bir katkı olur? Alacağınız seans ve eğitimler sizlerde neyi, nasıl değiştirir?

Kaçınızın hayatı, hergün sormayı seçebileceğiniz Access sorularıyla, yapabileceğiniz enerjetik temizliklerle değişebilir!?

Ya bakış açılarınızı, beklentilerinizi, projeksiyonlarınızı, karar, sonuç, ayırım, red ve yargılarınızı bir kenara bırakıp sadece bir soru sorsanız kendinize ve bu, şöyle bir soru olsa, nasıl olur?;

“Gerçek! Alacağım Access Consciousness seansları ve eğitimleri bana, varlığıma, bedenime, hayatıma, yaşamıma, realiteme, bilinci yaratma, bilinçten işleme kapasiteme nasıl bir katkı olur?”

Ya sadece bu soruyu sormak bile size kapılar açacaksa?

Param ve Zamanım yok dilemasına girmeden sadece seçseniz acaba neler değişirdi? Unutmayın Para, Sağlık Sorunları ve Zaman Yok, bizi yok etmekte olan bu realiteden işlerken yarattığımız en güzel ‘değişmeme’ sebeplerimiz ve ayrıca da çok güzel oynadığımız ‘kurban’ rolünün kilit noktaları… Evet, ne dersiniz, artık farklı birşey yapma zamanı gelmiş olabilir mi? Ve bugün sizin için bu mümkünse ve sadece sizin gönülden bir Seçim yapmanızı gerektiriyorsa!!!

Ne dersiniz? 2016 Bizim yılımız olsun mu?

Hepimize En Çılgın Hayallerimizin de Ötesinde Kolaylıkla, Neşeyle, İhtişamla, Bolluk ve Bereketle akan bir dönem diliyorum!

Londradan kocaman bir yürek dolusu sevgiler!

Ayşe Ebru Tarım Dilekcan