özlem2

Özlem Cennetoğlu

Psikolojik Danışman
HAKKIMDA | TÜM YAZILAR
OYUN VE ÇOCUK

OYUN VE ÇOCUK

PAYLAŞ

Okuma-yazma, ritmik sayma, toplama-çıkarma, ödev, proje…vb. derken çok kıymetli bir öğretici olan oyuna maalesef sıra gelmiyor.

Çocuklarımızın önünde uzun bir yaz tatili var, tv. seyretmek, bilgisayarda oyun oynamak evet eğlenceli olabilir ama diğer oyunları da unutmamalı, unutturmamalı!

 Oyun bir çocuk için, bir yetişkin için neyi ifade ediyor?

Vakit geçirmek için bir uğraş mı? Vakit kaybı mı?

Yoksa çok kıymetli bir öğreti mi?…..

Psikoloji/pedagoji ve eğitimde tartışılmaz büyük bir önemi olan oyun bir çok kuramcı tarafından ele alınmıştır. Kimi kuramcılar oyunu çocuğun sosyal-duygusal gelişimi içinde değerlendirirken, kimi kuramcılar bilişsel gelişim içinde değerlendirmişlerdir.

Sigmund Freud’ a göre hiç bir oyun rastgele veya şans eseri değildir. Bireyin farkında olduğu ya da olmadığı duygularını belirtir. İnsanların duyguları, istek ve arzuları oyunda, ortaya çıkar.

Jean Piaget’ nin geliştirdiği kuramda oyun, çocuğun bilişsel gelişime dayandırılır. Oyunu yapısal olarak ele alan Piaget’ye göre oyun, insan davranışında bulunan ve çocuğun bilişsel gelişimini destekleyen bir unsurdur.

Moreno (psikodrama kuramının kurucusu) çocuklarla yaptığı grup çalışmalarında oyunu kullanmıştır.

Karl Gross’a göre oyun hayat savaşına bir hazırlıktır.

Erikson’nın oyun kuramına göre oyun çocuğun psikososyal gelişiminin aynasıdır. Oyun yoluyla çocuk gerçek duygu, düşünce ve olaylarla başa çıkmak için yeni modeller yaratır.

Ülkemizde alana değerli katkılarıyla bilinen Ayla Oktay, Haluk Yavuzer, Doğan Cüceloğlu, Norma Razon, Oya Güngörmüş çocuk gelişiminde oyunun önemini kitaplarında, makalelerinde, verdikleri seminerlerde, derslerde vurgularlar.

 OYED (Oyun, Yaşam ve Eğitim Derneği)

15 Haziran 2015 tarihinde düzenledikleri sempozyumda bir çok eğitimciyi

Doğan Cüceloğlu ve Bülent Madiyle buluşturarak OYUN konusuna dikkat çekmişlerdir.

Aşağıdaki bilgiler bu sempozyumdan alıntıdır.

“Yaşamın kendisi bir oyundur!” der  Doğan Cüceloğlu

Eğitimci-psikolog D. Cüceloğlu seminerlerinde “can’ın önemsenmesinden” bahseder. Can’ın/birey’in önemsenmesi çocuğun şevkini, heyecanını görmeyle, anlamayla ve karşılık vermeyle mümkündür. Oyuncu tavır olarak tanımladığı bu durumun her anne/babada, her eğitimcide kısacası çocuğun dünyasında yer alan tüm yetişkinlerde olması gerekliliğini vurgular.

Oyuncu tavır sayesinde; çocuk birey olarak kabul edildiğinin hazzını yaşar, oyuncu tavır olmadan inovasyondan bahsetmek mümkün değildir!

Nörolog Bülent Madi Oyun’un beyin gelişimindeki işlevinin

tartışılmaz olduğunu söyler ve oyun sayesinde

çocukta meydana gelen gelişimleri şu şekilde özetler;

beyin

  • > Beden gelişir,
  • > Sosyalleşme olur,
  • > Yaratıcılık başlar,
  • > Özgür, rahat hissetmenin gerçekleşmesiyle öğrenme olur,
  • > Problem çözme becerisi gelişir,
  • > Eğlencelidir, keyif verir.

SEKSEK

Beyin geliştirici oyunlar arasında sadece lego, robotik tarzı 3 boyutlu tasarım oyunlarını düşünmemeliyiz. Sek sek, kroki okuma ve yön bulma, körebe, yönergeli oyunlar, tasarla çiz, hayal et tarzındaki oyunlar, tünelden geçme..vb. bedenini kullanarak oynanan karmaşık hareketler, evcilik, doğa içinde hareketli oyunlar, tat, koku gibi algıların kullanılmasıyla estetik algının geliştirildiği mutfak alanındaki oyunların da beyin gelişimi üzerine katkısı kanıtlanmıştır.

Her memeli oyun oynamayla kodlanmış olarak dünyaya gelir!

Karl Gross’a göre oyun, insanoğlunun içgüdülerinde mevcuttur ve diğer içgüdülerin gelişmesini sağlayandır!

İnsanoğlunun içgüdüleri bir kuşaktan diğerine gelişme gösterir, çünkü memeliler her zaman öğrenmeye daha açık ve gereksinimlidirler.  Oysaki diğer canlı sınıflarında böcekler, sürüngenler, amfibiler (karada ve havada yaşayabilenler) ve balıkların içgüdüleri tamamen gelişmiş ve son biçimini almıştır. Onun için böcekler ne oyun oynarlar, ne de oyun oynama yetisine sahiptirler (Çelen, 1992). Yaşamlarını sürdürebilmek için yeterli içgüdüye sahiptirler ve hayatlarını idame ettirebilmek için daha fazlasına ihtiyaç duymazlar. Bu nedenle oyun kavramının onlar için öneminden bahsederken sınırlı kalırız. Diğer yandan memeliler daha gelişkin içgüdülere sahip olmalarına rağmen yaşamlarını sürdürebilmek adına öğrenmeye ve oyunla pratik yapmaya her zaman ihtiyaç duyarlar.

Hollandalı Rönesans ressamlarından Pieter Bruegel’in

Çocuk Oyunları isimli eserinde bir çok çocuk oyununu görebiliriz.

PETER

Sonuç olarak oyun;

Her yaşta olmalıdır!

Hayatın içinde olmalıdır!

Eğitim-öğretimin bir parçası olmalıdır!

Vakit kaybı olarak görülmemeli ve gereken önem verilmelidir!