CEMRE FOTO

Cemre Soysal

Psikolog
HAKKIMDA | TÜM YAZILAR
ÇOCUKLARA OTORİTE KURMAK

ÇOCUKLARA OTORİTE KURMAK

PAYLAŞ
ÇOCUKLARA OTORİTE KURMAK

Çocuk / Anne & Baba arasındaki sınır :

Bireylerin dünyadaki var olma kodlamalarında kurallar yoktur. Kazandığımız tüm davranışlar bir öğrenme sonucu edindiğimiz alışkanlıklarımızdır. Bu nedenle çocuk nasıl davranacağını bilerek değil öğrenmeye koşullu olarak dünyaya gelir. Çocuğun hayatındaki öğrenme sürecini doğrudan etkileyen en önemli kişiler ise ebeveynlerdir. Neyi, ne kadar, ne zaman ve nasıl yapması gerektiğini çocuk ailede öğrenmeye başlar. Her ne kadar çocuklar sınırları zorlamayı sever gibi gözükse de onların esas ihtiyacı olan sınırlarını bilmektir. Çünkü bir çocuk ancak sınırlarını bildiği sürece güven ve tehlike durumlarını birbirinden ayırt edebilir. Anne ve babanın çocukla arasındaki sınırda belirleyici etken ise kurallar konusunda nihai kararın kimde olduğudur.

Otoritenin uygulanması : 

Bir çocuğun hayatındaki otorite “neyin izin verilebilir, neyin verilemez” olduğu ile açıklanabilir. Bu konuda ailelerin öncelikli yapmaları gereken, anne-baba olarak ortak bir çocuk yetiştirme felsefesi geliştirmektir. Bu felsefede mutabık kalan eşler çocuklarının soruları karşısında ortak bir dil kullanma konusunda çok daha başarılı olmaktadır. Otoritenin çocuğun hayatına yerleşebilmesi için belirlenen kuralların mümkün olduğunca tutarlı uygulanması çok önemlidir. Örneğin akşam yemeğini herkesin sofrada beraber yemesini kural koyuyor ama sevdiğiniz dizi başladığı için tabağınızı alıp salonda televizyon karşısında yiyorsanız bu noktada otorite ve kural tutarlılığını zedelemiş olursunuz.

Çocukla arkadaş gibi olmak :

Çocuklar okulda, kursta, etkinliklerde kendi yaşlarına uygun arkadaş edinirler. Sağlıklı olan da yaşlarına, düşüncelerine uygun arkadaşlar edinmeleridir. Bu nedenle anne ve babalarıyla arkadaş olmaya ihtiyaçları yoktur. Son dönemde çocukların duygusal ihtiyaçlarına duyarlı ebeveyn modeli “arkadaş ebeveyn” gibi anlaşılabilmektedir. Fakat esasen vurgulanmak istenen çocuk üzerinde korku imparatorluğu yaratmadan çocuğun kendini güvende hissedebileceği bir aile düzeninin oluşturulmasıdır. Arkadaş gibi olmak yerine çocuğun özellikle duygusal dünyasını görmezden gelmeyen, empati kurabilen ebeveyn-çocuk ilişkisi kurmak önemlidir.

İdeal aile tipi :

Yapılan araştırmalar çocuğun kendini en güvende hissettiği aile yapısının demokrat ve sözünü geçiren aile yapısı olduğunu göstermektedir. Bu tür ailelerde kararların aile bireyleri tarafından tartışmaya açık olması, bireylerin birbirine dinleyerek iletişime geçmeleri beklenmektedir. Çocuklar mantıksal değerlendirmelerde bulunup, ihtiyaç duydukları durumlarda kendilerini doğru ifade ederek esnekliği sağlama hakkına sahiptirler. Bununla beraber, kurallar önceden somut şekilde belirlenmiştir. Dolayısıyla, kurallara uyulmaması durumunda sonuçlarının ne olacağı da hem çocuk hem ebeveyn için öngörülebilir niteliktedir. Bu yapıyı oturtabilmiş ailelerde anlaşmazlıkların daha rahat çözümlendiği, çocukların özgüveninin de daha yüksek olduğu görülmektedir.

Fazla otoritenin etkileri :

Otoritenin fazlası çocuğu/bireyi kendi kendine karar almaktan dolayısıyla da kararının sorumluluğunu taşımaktan alıkoyar. Buna bağlı olarak çocuk; davranışlarının sorumluluğunu almayı veya seçimlerinin sonuçlarını göğüslemeyi öğrenmekte zorlanır. Her kararın kendisi adına annesi veya babası tarafından alındığı bir çocuğun dışarıdaki hayatta onay bekleyen, bireyselleşme süreci tamamlanmamış bir yetişkin olma olasılığı oldukça fazladır. Fazla otoriter ailelerdeki düzen totaliter bir sisteme dönüşür ve çocuğa farklı düşünebilme özgürlüğü tanımaz.

Ebeveyn çocuk ilişkisinde “ince sınır çizgisi” :

Her ailenin önceden bahsettiğimiz ebeveynlik felsefesinin alanını çevreleyen ince sınır çizgileri olmalıdır. Çocuğun, hangi konularda esneklik olabileceğini veya hangi konuları asla zorlamaması gerektiğini de işte bu ince sınır çizgileri belirler. Bu çizgilerin çekilmesindeki en önemli belirleyiciler mantık ve sağduyu olmalıdır. Böylelikle uygulanması da herkes için kolay olacaktır.

Anne & Baba  / Çocuk ilişkisinde denge :

Çocukların baş etmekte en zorlandığı durumlar belirsizlik durumlarıdır. Fiziksel olarak da duygusal olarak da öngörü yapabiliyor olmak onları daha güvende hissettirir. Anne – baba- çocuk ilişkisi de belirsizlikler artmasından olumsuz etkilenir. Örneğin bir davranışı bazen kabul edilir bazense büyük bağrışmalara neden oluyorsa çocuk için o davranışın sonuçları artık öngörülemez olmuştur. Bu belirsizlik çocuğu olumsuz etkilediği için dolaylı yoldan ebeveynleri de olumsuz etkiler. Ayrıca iletişimin dağılımda eleştiriler ve yermelerin oranı övgülerin, olumlu geri bildirimlerin oranından daha fazlaysa bireyler duygusal anlamda yeteri kadar beslenemezler. Bu eksiklik hem çocuklarda hem de ebeveynlerde istenmeyen davranışlara neden olabilir. İlişkideki olumsuz kısır döngü de bu noktada ortaya çıkar..

Yardım :

Kuralları uygulamakta zorlanan ailelerde çocuklar artık ne yaptırımlardan ne de çatışmalardan etkilenir. Kuralların tutarsızca dağıtılması çocuğu da otoriteye karşı duyarsızlaştırır. Böyle durumlarda, sistemli bir rol izlenerek rollerin yeniden tanımlanması, kuralların yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Özellikle davranış değiştirme ve olumlu davranış kazandırma yöntemleri için ailenin işbirliğine girmesini sağlayacak bir uzman yardımı almak çok önemlidir. Böylece ailenin daha uyumlu yaşabilmesi için ortak kararlar alınır ve bireyler uzman tarafından ayrı ayrı desteklenmiş olur.

Yaşlara göre sınırlar :

Sınırlar ve kurallar bebeklikten ergenliğe doğru, imkan ve koşullara göre uyarlanmalıdır. Erken çocukluktan itibaren doğru kurallar koyan ve kuralların takibini yapabilen aileler ergenlik yaşının kurallarını da rahatlıkla düzenleyebilmektedir. O nedenle çocuğun aklının ermediğinin düşünüldüğü zamanların dahi önemli olduğu unutulmamalıdır. Hangi yaşta hangi sınırların olacağını ise her ailenin kendi dinamikleri belirlemektedir. Çocuğun yaşı ilerledikçe özgürlük ve bireyselleşme alanına daha fazla ihtiyaç duyduğu önemsenerek sınırların gözden geçirilmesi faydalı olacaktır.

Çocuk üzerinde otorite ve etkileri :

Çocuk üzerinde otorite kurmaktan ziyade beraber yaşamanın daha uyumlu olmasını sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu çocuğa benimsetmek çok daha önemlidir. Çocuk bunu ne kadar içselleştirirse, yetişkin hayatında da o kadar kişilerin sınırlarına saygı duyan biri olmayı önemseyecektir. Tamamen otoriteye bağlılığın esas alındığı aile yapısı ise çocuğu otoriteye boyun eğen bir yetişkin olmasına neden olabilir.