Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba’lık Sohbeti 1

Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba’lık Sohbeti 1

PAYLAŞ
Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba'lık Sohbeti

Kitapları, yazıları, seminerleri, programları ve paylaşımları ile Türkiye’de milyonlarca kişiye yol olmuş, farkındalık oluşturmuş,  psikolojisi dalında Türkiye’nin  önde gelen bilim adamlarından sevgili Doğan Cüceloğlu ile ’AnneBabalık’  hakkında hem de İzmir’in güzel havasında bayram tatilinde bayram sevgisi ile çok özel bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine bizimle paylaşmış olduğu kıymetli bilgiler ve bu anlamlı sohbet için tekrar çok teşekkür ediyoruz :) Sohbetimiz biraz uzun olduğundan röportajımız iki ayrı bölümde yayınlıyoruz, keyifli okumalar diliyoruz…

Türkiye’de psikoloji ve kişisel gelişim konularında ilk akla gelen isimsiniz. Ancak biliyoruz ki sizin uzmanlığınız iletişim psikolojisi. İletişimin ilişkiler üzerinde etkisi nasıldır, ne kadardır?

İlişki iletişim üzerine kurulur. İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar. Tabi ilişkilerin önemi farklı farklı olabilir. Aynı kaldırımdan geçen insanlar birbirini tanıyıp gülümsemeye başlayabilirler ama aynı evde oturuyorsanız, aynı apartmanda oturuyorsanız, aynı yerden alışveriş yapıyorsanız ilişkiler farklı olmaya başlar. Birbirini sık sık gören insanların iletişim içinde olmasıyla bu insanlar artık ilişki içinde diyebiliriz.

İlişki başladığı zaman insanların arasında bir tanıklık olmaya başlar. Yani birbirleri hakkında ne düşündükleri , ne hissettikleri  önemsenmeye başlar. Acaba benim hakkımda ne düşünüyor , benim hakkımda ne hissediyor  duygusu önemli olmaya başlar. Yoldan geçen bir insanın sizin hakkınızda ne düşündüğü, ne hissettiği sizin için önemli olmayabilir ama işyerinde bir müdürünüzün, evde eşinizin, çocuğunuzun, size yakın birisinin sizin hakkınızda ne düşündüğü, ne hissettiği önemlidir. Ben buna “Birbiri ile Tanıklık “ süreci diyorum. Yani birbirimizin tanığı olarak toplumu oluşturuyoruz, aileyi oluşturuyoruz, şirketi oluşturuyoruz. Bu tanıklık sürecinde insanın iki doğası önemli olarak ortaya çıkıyor. Bir tanesi sosyal insan olarak; “sosyal roller” ve bu rollerle ilgili beklentiler, normlar, kurallar, gelenekler, görenekler ortaya çıkıyor. Mesela böylelikle iş yerinde “ patron geliyor “ veya ofiste  “müdür geliyor “ diyorsunuz. Bununla; “çaycı geliyor”, “temizleyici geliyor”, “çöpçü geliyor” arasında önemsenme bakımından hayli  fark var. Bu rolleri önemsiyoruz. Daha insanı tanımadan o insanın rolünü önemsiyoruz. Ve bazı kişiler şöyle der; “Bütün olarak bana saygı duy! ”. En azından insan olarak saygı duymuyorsun ama müdür olarak saygı duy. Benzer  şekilde öğrencilerin öğretmenlere saygı duyması beklenir. Burada belli ki kişinin sosyal yönüne, o kişinin sosyal mevki, makamına bir vurgulama vardır.

Ne demiştik ;  İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlıyor ve bu sık sık devam ettiği zaman aynı ortamlarda ilişki haline dönüşüyor. İlişkide insanın iki doğasından biri olan sosyal yönünün yanı sıra bir de o kişinin iç dünyası var. İnsan olarak getirdiği bir varoluş var. Ben buna CAN diyorum. Bir insana “Aaa CANIM nasılsın?“, “Nasıl gidiyor?” , ”Nasıl hissediyorsun?”, ”Yüzün bugün biraz küskün bakıyor, gözlerin biraz küskün bakıyor “ … dediğiniz zaman aslında artık sosyal roller değil, o insanla can cana ilişki önemli olmaya başlıyor. Ve bu ikisi arasında bir fark var, yani eğer sadece sosyal yöne ağırlık veren bir ilişki içindeyseniz , iç dünya yalnız kalıyor. Sadece iç dünyaya önem veren bir ilişki içindeyseniz o zaman sosyal  yön anlamını kaybediyor. Onun için sağlıklı olan genellikle yetişkin insanlar arasında dengeli bir iletişim. Yani hem iç dünyanın hem sosyal dünyanın aynı anda tanınması. Ben bu iç dünyaya önem vermeye SEVGİ diyorum, sosyal dünyaya önem vermeye de SAYGI diyorum. Ondan dolayı hem sevginin hem de saygının yer alması gerekiyor bir ilişkide.

Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba'lık Sohbeti
Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba’lık Sohbeti

 

Thomas Gordon’un bir sözü vardır; “ Dünyada en zorlu olduğu halde eğitimi olmayan tek bir meslek vardır; Anne- Baba’lık “ siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?  Anne-Baba’lar çocuk sahibi olmadan önce ne kadar bilgiye sahip oluyorlar? Anne-Baba’lık öğrenilir mi? Öğrenilmeli midir?

Anne-Baba’lar çocuk sahibi olmadan önce bilgiye sahip oluyorlar ama neyi ne kadar bildikleri ile ilgili bir fikirleri yok. Bunu şöyle bir duruma benzetebiliriz ; şimdi siz ve benim gibi birçok insan Türkçe konuşarak  anlaşabiliyoruz. Yani bu demek oluyor ki biz Türkçe bilen bir toplumuz. Şimdi Türkçe konuşan birisine “Türkçe konuşuyorsun o zaman bana Türkçe’nin grameri ile ilgili bilgi verir misin?” deseniz yüzünüze hayretle bakar.  Çünkü grameri  bilmek , Türkçe’yi yöneten kuralların farkına varmak ayrı bir bilinçtir. Biz buna dilbilimi diyoruz.  Bir dilbilimci Türkçe konuşan birisi ile konuşa konuşa o dilin arkasındaki gramer kurallarını ortaya çıkarabilir. Ve bu gramer kurallarını hemen hemen herkesin aynı şekilde kullandığını ortaya koyup gösterebilir ve kitabını yazabilir. Bu anababalıkta da aynı şekilde işler. Anababalık yapan anababalık yapar ama ‘Neye göre anababalık yapıyorsunuz, hangi ilkeler, hangi temel kurallar var bu konuda ?’ diye sorsanız; o da şaşırır sizin yüzünüze bakar,  yani ‘anababalığın ilkesi, kuralları mı olur ‘şeklinde.  Böylelikle görürsünüz ki davranışta uyguladığı halde, bunda rahat olduğu halde bunun ilkeleri ya da kuralları ile ilgili herhangi bir gözlemleyen bilince sahip değildir. Yani onun dışına çıkıp bakabilecek duruma gelmemiştir. Çoğumuzun anababalığı böyledir.

Ben her işte olduğu gibi anababalıkta da şunları görüyorum. Bir iş örneği ile şöyle açıklayabiliriz. Önce ‘ne vardır?’, bir niyet vardır. O niyetiniz nedir ?  ‘Doktor olacağım.’  Ona göre çalışırsınız, çabalarsınız, sınavlara girersiniz… Tabi ki bu çalışıp, çabalama içersinde sınavda sorulacak soruları doğru şekilde yapacak hale gelmeyi elde edersiniz . Bilgi kısmı önemli.  Niyet bilgiye götürüyor. Bilgiyi öğrendikten sonra ve bütün bu süreçleri geçtikten sonra, o süreçler içerisinde tıp fakültesinde okurken size sadece bilgi vermiyorlar aynı zamanda size beceri de veriyorlar. Ve bu beceriler içerisinde o bilgi durumunu  kazanabiliyorsunuz. Ve o bilgi durumu çerçevesinde siz o ilişkin becerileri kazanarak, o ilişkin beceriler çerçevesinde bu tıp bilimi nasıl uygulanabilir onun üzerinde duruyorsunuz ve onun üzerinde durarak artık becerikli, usta bir doktor haline gelmeye başlıyorsunuz. Usta, becerikli birisi haline geldikten sonra yavaş, yavaş uygulama ve uzmanlaşmaya başlıyorsunuz. Ve bu bilginizin doğruluğu, becerinizin ne kadar usta oluşu ile ilgili sonuçlar almaya başlıyorsunuz.

Analık Babalıkta da böyle.  Yani, “Niyetinizi keşfettiniz mi ?”, yani “Ne için analıkbabalık yapıyorsunuz?”,  “ Onunla ilgili bilgi edindiniz mi ?”, “ Bu bilginizi uygulamada ustalık kazandınız mı?”… Buna göre elde ettiğiniz sonuçlar da değişebilecektir. Benim şimdi üzerinde çalıştığım bir kitapta bu konu üzerinde duruyorum. Zannederim kitabın başlığı “Geliştiren AnaBabalığın Beş Farkındalığı” olacak. Burada ben anababa’nın ;

  • – “Ben kimim?”, “ Anne olarak, baba olarak ben kimim?”,
  • – “Ben çocuğumu tanıyor muyum ?”, “Çocuğum kim?”,
  • –  “Niyetim ne?”,
  • – “Hedefim ne?”, “ Nasıl bir amaç güdüyorum annelik yaparken, babalık yaparken ?”  
  • – Ve en nihayet de; “Bu hedefe ulaşmak için hangi bilgileri, becerileri nasıl kullanıyorum konusunda bir bilgim var mı?” konularına değiniyorum.

Bu beş farkındalık dışında ayrıca bir de aile ortamında ne gibi değerler yaşamalı konusu var. Ailede ne gibi değerler yaşamalı ? Bu konunun da çok önemli olduğunu düşünüyor ve onun üzerinde de duruyorum .

Sonuçta bir anne-babanın daha anne-baba  olmadan önce annelik ile ilgili tavır içerisinde olması önemli. Bu ikinci bir dil öğrenen insanın daha dil öğrenmeden önce bir tavır alışına benziyor,  emek gerekecek, niyetli bir çaba içerisinde hatasının farkına varıp düzeltmeye çalışacak . Aynı ikinci bir dil gibi; siz ne kadar duyarlı olarak üzerine düşerseniz, ne kadar emek verirseniz o kadar doğallaşır ve akıcı hale gelir.

“Anne-Baba’lık öğrenilmeli midir?”,” Öğretilebilir mi? “ Ben her ikisine de evet diyorum, eğer kişi buna açıksa, öğrenen bir insan tavrı içindeyse bu konularda gittikçe ilerleyen bir tavır içerisinde olabilir.

Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba'lık Sohbeti
Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba’lık Sohbeti

Peki, İyi çocuk yetiştirmek için öğrenilenler ( gerçekten de çocuk gelişimi ve anne-baba’lık yaklaşımları hakkında çok güzel ve aydınlatıcı bilgilere ulaşmak mümkün ) ancak bir kişinin kendi yolculuğunda ‘doyumlu, mutlu insan’ olmadan iyi çocuk yetiştirmesi ne kadar mümkündür? Olabilir mi?

Bu önemli bence; bunun için biraz önce bahsetmiş olduğum geliştiren anababanın beş farkındalığı konusuna  burada daha çok dokunmak istiyorum. Annebabanın kişiliği, annenin kişiliği, babanın kişiliği, kendilerini ne kadar gerçekleştirmişler, ne kadar kendi yaşamlarında kendileri olarak var olma niyetini, bilgisini ve becerisini gerçekleştirebilmişler, kendi gerçek özgürlüklerini ne kadar yakalayabilmişler , ne kadar savaşçı bir tutum içindeler , zihinleri, kalpleri, gönülleri başarı ile ilgili ne kadar açık , bunu ne kadar başarabilmişler… Bu sürekli çocuğu etkiliyor. Bu öyle bir durum ki, siz ailede güzel Türkçe konuşursanız çocuk farkına varmadan güzel Türkçe konuşan insan haline gelir. Ama siz kendiniz Türkçeyi değişik şivelerle özensiz, kaba ve paldır küldür denen tarzda konuşuyorsanız çocuğa ne kadar “Evladım güzel Türkçe konuş” derseniz deyin, çocuk güzel Türkçe konuşamaz. Önünde model yoktur ve  çocuk duyduğunu, gördüğünü yapar. Rol modelleri çok önemlidir.  Onun için annenin babanın kendi kişiliğini, var oluşunu, tutumlarını, değerlerini çok iyi gözden geçirmesi ve çocuğunun olmak istediği insan yönünde kendisini geliştirmesi gerekir. Bu kolay bir iş midir ? Kesinlikle kolay bir iş değildir. Fakat bu en etkili anababa yolu olma yoludur. Bunun için kişinin öğrenen bir tutum içerisinde kendini keşfederek, iletişim becerilerini geliştirerek, ilişkiyle ilgili bilgi ve becerilerini geliştirerek çocuğu ile sohbet içerisinde olması, ona model olması çok önemlidir. Bunu isteyen gönülden isteyen anababa bugün Türkiye’de bunu yapacak imkanlara kavuşabilir.  Kolay değil fakat göze alıp niyet edip yola çıkılacak olursa  bu zaman içerisinde oluşur ve sonucunda çok anlamlı ve kutsal bir yolculuk olur.  Onun için geliştiren anababa olmak bence her annenin her babanın gönlünde yatan bir niyettir . Bu yolda umutla kolları sıvamak, buna cesaret etmek çok hayırlı bir iştir diye düşünüyorum.

Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba'lık Sohbeti
Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba’lık Sohbeti

Yeni jenerasyon anneler her türlü fedakârlığı göstererek çocuklarına en iyi imkânları sunmaya çalışıyorlar. Bu imkânlar aileyi de zorlasa da çocuğum için en iyisini yapmalıyım düşüncesi ile her türlü sıkıntı ve zorlukla bu mücadeleden vazgeçmiyorlar. Bu ‘iyi annelik-babalık’ mıdır? Bu yaklaşımı destekliyor musunuz?

Bunlar çok güzel sorular… Bence iyi annelik babalık yapmak bir niyet meselesidir.  Ben özellikle ülkemde her annebabanın  çocuğuna iyi anne baba olmak istediğine inanıyorum. Fakat bu niyet ne kadar gerçekleştirebilir,  bu kişinin bilgisine, becerisine bağlıdır. Niyet yönünden bir eksiklik yok. Önce iyi anne olmak, iyi baba olmak ne demektir konusunda bir açıklığa kavuşmak lazım. Bana göre iyi annebaba  olmak şu demektir; iyi anne-baba ile etkileşim içersinde olan çocuk yetişkin olduğunda sağlıklı bir birey olur, iyi bir vatandaş olur, iyi bir aile üyesi olur. Kendi kurduğu ailede iyi bir anne, iyi bir baba olur, ve kendi ile ilişkisinde kendisine saygısı vardır. Diğer insanlarla ilişkisinde de’ biz bilinci’ içersindedir.  Sadece kendisini düşünmez… Kendi ile birlikte kendisini heba etmeden, diğer insanları da düşünür ve böylelikle bu kişi tüm evrenle bir ekip içerisinde yolculuk yapar, bir yaşam ekibi bilincinin sahibi olur. Bu yaşam ekibi bilinci çok çok önemlidir.

Eğer biz ailede bir ekip bilinci içinde yaşamıyorsak o zaman ailede değerler değil korku hakim olur. Birilerinden korktuğumuz için doğru yapmaya çalışırız. Biz eğer bir şirkette ekip bilinci içinde değilsek maaş için, patron için doğru olanı yapmaya çalışırız.  Eğer biz bir toplumda ekip bilinci içinde değilsek, o zaman örnek olarak başbakanımızı, cumhurbaşkanımızı memnun etmek için doğru olanı yapmaya çalışırız. Eğer biz evrende bir ekip bilinci içinde yaşamıyorsak,  o zaman da Allah’dan korktuğumuz için, Allah’ı memnun etmek için, Peygamber’i memnun etmek için doğru olanı yapmaya çalışırız. Halbuki yaşamın gereği icabı bizim ekip bilinci içerisinde hareket etmemiz lazımdır.

Yani bunu beş parmak durumunu ile düşünelim. Benim beş parmağım var, ortak parmak eğer ‘en büyük benim, benim sözümü dinleyin’ derse işler bozulur. Evet, en büyük o, en uzun o, ama orta parmağın anlamı ve işlevi diğerleri ile ilişki içerisindeyken etkisini gösterir. Diğerleri ile ilişki içerisinde olduğunu farkında olmayan orta parmak diğerlerini ihmal ederse diğer parmaklar ‘ biz de seninle işbirliği yapmayacağız’ derse, orta parmak hiçbir şey yapamaz. Bardağı tutmaya çalıştığınızı düşündüğünüzde nasıl beş parmak birbiri ile ahenk içerisindedir… Keman çalmayı düşünün… Bağlama çalmayı düşünün… Yaptığınız her işte beş parmak birbiri ile ahenk içinde çalıştığı zaman ancak her bir parmak anlamını buluyor. Bu ne demektir? Her bir parmak olabileceğinin en iyisi olduğu zaman el de yapabileceğinin en iyisini yapar.

İşte bence iyi annelik babalık her bir çocuğa hangi parmak olursa olsun o parmak olarak olabileceğinin en iyisi olmak ama diğerlerinin farkında olarak ekip bilinci içinde yaşaması gerektiğini düşündürmek demektir.

Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba'lık Sohbeti
Doğan Cüceloğlu ile AnneBaba’lık Sohbeti
Röportaj : Tuğba Darıcı Boztepe

2 YORUMLAR

  1. ben aynur başaran röpartajınızı çok begendim bu tür röpartajjın devamını dilerim çok önemli bir konuya degimmisiniz okuyarak biliçleniyoruz sayenizde başarılarınızın devamını dilerim

    Ben aynur Başaran röpartajınızı çok begendim bu türpartajın devamını dilerim çok önemli bir konuya deginmişsiniz başrılarınızın devamını dilerim okuyarak bigileniyoruz ben sizin yorumlarınıza hayranım sizin takipçinizim sayenizde bilgileniyoruz

    • Aynur Hanım ilginize çok teşekkür ediyoruz. Doğan Cüceloğlu gibi değerli bir Hoca’nın bilgilerini paylaşmak bizim için de ayrıcalıktı. Röportajımızın ikinci bölümünü bu hafta yayınlayacağız :) Tek amacımız Anne-Baba’lara farkındalık yolculuklarında eşlik edebilmek… Sevgiler…

CEVAP YAZ